Baş Döndürücü Uzay ve Şaşırtıcı Gerçekler

Baş Döndürücü Uzay ve Şaşırtıcı Gerçekler

9 Şubat 2011 Çarşamba

Gündüzler- Geceler ve sistemin yan etkileri...

Her insanın sırları vardır. Kimse bilmez. Kimse tahmin edemez. Fakat. Hayat bu. Ne zaman ne getireceği belli olmaz.

O kadar sahici görünmese de gözüme, yaşamaya çalıştığımı insanlara göstermek istedim.

Aslında yeni bir düşünce değil benim ki, çok zaman evvelinden yavaş yavaş biriktirilmiş kum taneleri ile yapılmış bir kala gibi  her şey. Bir zamanlar çocuktum, evet hatırlamak her ne kadar zor olsa da bir zamanlar bende çocuktum ve yüzümde maskeler yoktu daha.

Yemyeşil bir bahçe içinde koşan mutlu bir çocuk, hafızamda.
Sonra gün geçmeden büyüyen. Büyüdükçe kaybolan…

İşte bu güne ulaşıncaya kadar çok şey değişti hayatta. Onlarca sır, onlarca yalan, onlarca hayal ve düş. Hepsi birbiri içinde gizli.

Öyle ki yaşanan her günün ardında elde neler kaldı, heybemden daha ne kadar tüketeceğim diyerek etrafıma bakınıyorum.

Yabancı değilim hiçbirinize, yabancı değilim düşüncelerinize. Hepiniz içinizde bir parça ben taşıyorsunuz. Kimi zaman bunu açıklamaya yakınlaşıyorsunuz ama çoğu zaman saklıyorsunuz beni. Üzerime taşlar atıyor, kilitler vuruyorsunuz ama işte olmuyor. An be an takip ediyorum. Bir gün apansız çıkıyorum karşınıza…

Lise üniversite derken hayatın içinde buluverdim kendimi. Yıllar yılı çalışmanın ürünü olan bir hayatın içinde hemde.

Fakat hiç beklediğim gibi bir şeyle karşılaşmadım.

Sistemleşmiş bir düşünce yapısının içinde, ses çıkarmana izin verilmeden yaşanan bir hayat.

Gündüzler, geceler…

İşte bu noktaya vardım ve hayatı iki ayrı bölüme ayırdım.

Gündüzleri sevmiyorum artık. Gündüzler demek kurallar demek. Gündüzler demek maskeler demek.

Sabah erken kalkmak toplumsal bir kural, hangi saatte işe gideceğin hangi saatte çıkacağın, neler yiyeceğin, ne giyeceğin. Hepsi ama hepsi bir kurallar çerçevesinde.

İşte bunu hiç sevemiyorum. Kuralları sevmiyorum. Kurallar beni boğuyor.

Düşünüyorum da bir gün işe kısa pantalonla gitsem, güzel olur mu?

Ya da şöyle bir eylem yapmalıyım, bir gün bütün kuralları ihlal etmeli ve aynı bir sinema filminde olduğu gibi insanların karşılarına geçiip gülümsemeliyim. Chaplin yanımda sen olsaydın keşke…

Peki, ya geceler…

O konuda hiçbir şey söyletmem.

Hani son zamanlarda epey popüler olan bir sözcük var. Ben kullanmayı pek sevmiyorum. Özgürlük. Özgürüm.

Bizler şu gündüzleri yaşadığımız sürece özgür değiliz.

İşte geceler bir nebze olsa da bana özgürlüğümü veriyor. İstediğim gibi davranıyorum. Kimse karışmıyor. Uyuyorum moralim bozuk olduğunda, film izliyorum, kitap okuyorum. Her şeyden önemlisi uzun uzadıya istediğim kadar hayal kurabiliyor ve düşünüyorum.

Kışın geceler uzun oluyor. İyi oluyor.

Geceler gizli sırlarımıza sırdaşlık ediyor.

Geceler, yalnızlığı yaşamamıza ortam hazırlıyor. Totaliter dünya düzeni gecelerimize sahip olamıyor.

Sizler de içinizde biraz ben taşımıyor musunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder